KATEGORİLER
    Felsefe Dizisi
    Atatürkçü Düşünce
    AB ve Türkiye Dizisi
    Psikoloji ve Din Dizisi
    Sosyoloji-Siyaset-
    İletişim Dizisi
    Edebiyat Dizisi
    Osmanlı Klasikleri
    Gençlik ve Çocuk Dizisi
    Süreli Yayınlar
    SAM YAYINLARI
    TÜRK-YAY
    SİYAH KALEM
    Tarih
 
 HABERLER
Bilge tarihçi Aksun vefat etti

Füsun Akatlı yaşamını yitirdi

Güle Güle Ahmet Abi

20. YILIMIZI KUTLUYORUZ

Terör ve Toplum

Bedir Ashâbı'nın Fazileti (ashab-ı bedir) yayınlandı

22 Temmuz çıktı

 YENİ ÇIKANLAR
  SOSYOLOJİK UNSURLARIN DIŞ POLİTİKAYA ETKİSİ
  ULUSLARARASI SİSTEMİN, SİYASAL KÜLTÜRÜN VE REJİMİN/DEVLET YAPISININ DIŞ POLİTİKAYA ETKİLERİ: İRAN, MISIR, SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE
  Gönül Işığı
  RUSYA’DA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YAYINLANAN ESERLER KAYNAKÇASI
  Kültürlerarası Felsefeye Giriş
  TÜRKİYE’NİN ÇATIŞMA BÖLGELERİNE YÖNELİK DIŞ POLİTİKASININ ANALİZİ


 MAKALELER
  GÜNDOĞAN YAYINLARI FİYAT LİSTESİ (mart/2018)
  Modern Sosyoloji Kuramları üzerine
  Terör ve Toplum”un yazarı Prof. Dr. Zafer Cirhinlioğlu ile söyleşi;
  Din, Demokrasi ve İlim
  Ordu, felsefe ve Milliyetçilik
  Türk İstanbul 1
  Kızıl - Elma'nın Çürüyüşü


 FIRSAT REYONU
REYONDAKİ FIRSAT ÜRÜNLERİNİ GÖRMEK, İNDİRİM VE TAKSİT SEÇENEKLERİNDEN FAYDALANMAK İÇİN TIKLAYIN.
E-Posta Üyeliği

Adı Soyadı

E-Posta Adresiniz



 

Kemalizm Üzerine
Imparatorluk son zamanlarinda sanayi devrimini gerçeklestirmis devler için tam bir açik sömürge pazara olur, dileyen diledigi gibi borusunu öttürür. Bu gözü aç obur devler yasli, bitkin ve saskin sayridan daha büyük parçalar koparmak için ellerinden gelen her seyi yaparlar. Sonunda topraga yigilip kalmis bir iskelet birakirlar.
Bunlarin dizgeleri bellidir. Bu dizge, geri kalmisa, azgelismise ancak özel girisimle kalkinabilecegini asilar. "Mülkü liberalizm kurtarir" düsüncesini bayrak gibi dalgalandirir sömürdügü topraklarda. Tanzimat'in temellerine bu düsünce konur. Gülhane töreninden sonra olusan yeni fikir kadrosu kalemlerini bu dogrultuda oynatirlar. Sakizli Ohannes Efendiler, Selanikli Cavit beyler, Prens Sabahattinler, Yeni Osmanlilar, Jön Türkler... Düyun-u Umumiye ile gelismislere tam bagimlilik saglanir, arkasindan tutsaklik zincirleri görünür. Sonuçta Devlet-i Aliyye ekonomik kalkinmasini yapamaz, batar. Ittihatçilar "ulusal ekonomi" fikrine ulasirlar ama is isten geçmis, "mülk" elden gitmistir.

Ulusal Kurtulus Savasi çetin ugrasi ve savasimlardan sonra Ege sularinda utkuya varir. 18-2-1923 yilinda "Izmit Iktisat Kongresi" toplanir. Bu kurultayda bir ekonomi savasina girildigi, bu savasta basariya belli bir ekonomi politikasinin izlenmesiyle ulasilacagi açiklanir. Sonunda teknemiz bir rota tutar, bu yön yine liberalizmdir. Ancak liberalizmin "halkçi bir devlet" denetiminde bulundugu, "ulusal egemenligin ulusal ekonominin egemenligi ile yasar "ilkesiyle temellendirildigi gözden kaçmamalidir. Burada devlet düzenleyicidir, onaricidir. Bu döneme "arama" dönemi," deneyim kazanma" dönemi de diyebiliriz. Görülür ki özel sermaye ekonomik kalkinma çabalarinda ulusal kazanç kaygilari gütmez, sadece kendi kazancini artirma amaci içinde bulunur. Ulusal ekonomiye katkisi devede kulak gibidir. Bunun için basarili sonuçlara ulasilamaz. Böylece özel girisime öncelik veren ekonomi politikasi da iflas eder; adimlarin yanlis atildigi anlasilir.
Sunu özellikle belirteyim ki, bence, o zamanlar tam yetismis ekonomi uzmanlari bulunsaydi, Önder'e onlar bu konuda sürekli, aydinlatici bilgiler verseydiler, belki bu yedi yillik yanilgiya düsülmezdi.

Türkiye Cumhuriyeti 1930 lardan sonra yeni yollar, yöntemler saptama asamasina gelir. Üstelik bu sirada 1929-1930 dünya "Ekonomik krizi" Türkiye'ye de siçramistir. Ekonomi pazarlari daralmis, yitirilmistir. Özel girisimci ya kabina çekilmis, ya da batmistir. Bu durumda Atatürk Türkiyesinde ekonomik yasami devletin gütmesi veya üstlenmesi fikri belirir. Kesindir ki olaylar, deneyimler ve zorunluluklar bu düsüncenin yesermesine olanak hazirlamislardir. 1931' de Birinci Bes Yillik Sanayi Plani hazirlanir ve uygulanir. Bu yolda basarilar görüldükce "Devletçi" uygulamalara agirlik verilir. (Ekonomik bagimsizlik, titizlikle korunur. Yabanci sirketler ve sermayeler pesi pesine ulusallastirilir. (Millilestirme) Nihayet Türkiye'nin sosyo- ekonomik yasaminda bir çagdas ekonomik dizge olarak beliren "Devletçilik"1937 Anayasasinda ilkelesir. Bu bir yerde kapitalizme tepkidir. Devletçilik bir anlamda "sosyal hukuk devleti" felsefesinin getirdigi çagdas bir ekonomi ve toplum ilkesidir. Devlet ekonomide öne düsecek, lokomatif görevi yapacak, ekonomiye yön verecek, kisisel çikarlara karsi halkin çikarlarini koru-yacaktir. Halkin yasama kosullari sosyal adalet ve sosyal güvenlik içinde yükseltilecektir. Sütün kaymagindan herkes az-çok yiyecektir artik. Devlet bizzat kuracak ve yapacak, yapilmasini özel girisime biraktigi islerin düzenlemesini ve denetimini yürütecektir. Kemalist Devletçi yol bir avuç insani devlet babanin sihirli degnegi ile bir çirpida milyoner yapma eregi degil, yoksul yiginlarin yasam düzeylerini günden güne yükseltme eregini güder böylece. Ülkenin hizla kalkinmasini, ekonomik büyümeyi ana hedeflerinden biri olarak görür. Atatürk'ün deyisiyle (...) Büyük bir ulusun bütün gereksinmelerini, birçok seylerin yapilmadigini göz önünde tutarak, ülke ekonomisini devletçe ele almak. Bizim izledigimiz bu yol, görüldügü gibi, libarelizmden baska bir dizgedir. O zamanin basbakani Ismet Inönü de söyle diyordu: (...) Her seyden önce devleti ekonomide yipratacak ögelerden kurtarmak gerekiyordu. Biz, ekonomide devletçiligi, gelismek için ve yeni düzeni kurmak için de verimli ve olumlu, en etkili araç sayiyoruz. "1950-1960 devresinde atesli bir özel girisimci kesilen Celal Bayar o zamanlar devletçiligi, özel sermaye basarisizliga ugradigi için gerekli görüyordu. Halkin gereksinim duydugu gönenci bazi özel kuruluslarin dayandigi sermayeye birakmakla havanda su dövülecegini vurguluyordu.

Recep Peker Parti Büyük Kurultayinda liberalizme yildirimlar yagdirir. Liberalizmin çagdisiligini konusur her yerde. "Liberal dizge demek, bu gün, ulusun varliginda gözlerimizi kamastiran en büyük basari yollarini kapamak demektir."
Atatürkçü aydin bakan Mahmut Esat Bozkurt devletçiligi kendi görüs açisindan açiklar, ona yeni yorumlar getirir. "Devletçilik, devlet sosyalistligidir. Bu, kabul edildi. (...) Bu politikanin diger bir önemi de, kisilerin kisiler tarafindan sömürülmesinin önüne geçecek önlemlerle donanmis olmasidir. Devletin ekonomik etkinliklerde siddetli denetim yetkisi, sömürüyü tepeleyen en keskin silahtir. Iste biz tarihimizin, yazgimizin en rasyonel bir verimi olan Devletçiligi bu suretle benimsedik." Artik Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkinma yolunu belirleyen "Türkiye bilimsel verilerden yararlanarak devletin öncülügünde ancak kendi gücüyle ve çabasiyla kalkinabilir" ilkesi dogmus oluyordu. Bu ne Amerikan modeli tamamen özel sermayeye ve yardima dayanan kapitalist kalkinma yoludur, ne de asiri doktriner sosyalist yoldur. Kurtulus savasindan güç alan tam bagimsizlik anlayisi içinde, onurlu "Ulusal Devrimci Kalkinma" ya da diger adiyla "Kemalist Devletçi Ulusal Kalkinma" yoluydu. Azgelismislerin örnek aldigi, çagdas, tutarli, bilimsel, memleket ve halk çikarlarina yönelik plan ve program öncülügünde kendine özgü bir Kemalist (Atatürkçü) modeldi. Bu üçüncü yol aslinda tüm dünya uluslarinin bagimsizlik ve esitligini öngörür. Her ülkenin ulusal kaynaklarina dönüsünü körükleyen, kendi yapilarina uygun ulusal kalkinmalarini amaçlayan bir dizgedir. Laik bir düsünceyi benimser. Her seyden önce "kendine güvenme", kendi yagiyla kavrulma "ilkesini getirdigi için yapici, yaratici, bilimci, atilimci, devrimci bir içerigi vardir. Gerçekçidir, eklektik görüslere yer verir. Içte ve dista her türlü sömürüye karsidir. Uluslararasi isbirligi ve dayanisma yanlisidir. Baris dünyasinin kurulmasi için çaba gösterir. Bu düsüncenin barisçi niteligi Atatürk'ün su sözlerinde kesin olarak formüllesir:" (...) Yurtta baris, dünyada baris.(...) Uluslararasi silah ticaretinin bir kisim uluslarin denetimi altinda tutulmasi uluslararasi barisa engeldir. Bu silah tekeli giderilmedikçe, yani genel bir silahsizlanma gerçeklesmedikçe gerçek uluslararasi baris kurulamaz. "Su dünyamiza bakalim bir, Atatürk'ün nasil uzagi gördügünü anlariz. Hele yasli dünyamizda delice düsüncelerin sonucu nükleer tirmanisin vardigi doruk tüm insanligin nasil bir korkunç tehlikeyle karsi karsiya oldugunu gösterir. Bundan sonra baristan yana tüm insanlarin " Yasami Savunma" mücadelesi söz konusudur artik.


 Yazarı : M. Güner Demiray 0
 Kitap Kodu : AD_009
 Barkod : 0
 ISBN : 0
 Fiyatı : 0 YTL.
 SİPARİŞ VER
 

GERİ DÖN




Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim Copyright
Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim
Copyright © 2006 webofisi.com All rights reserved.