KATEGORİLER
    Felsefe Dizisi
    Atatürkçü Düşünce
    AB ve Türkiye Dizisi
    Psikoloji ve Din Dizisi
    Sosyoloji-Siyaset-
    İletişim Dizisi
    Edebiyat Dizisi
    Osmanlı Klasikleri
    Gençlik ve Çocuk Dizisi
    Süreli Yayınlar
    SAM YAYINLARI
    TÜRK-YAY
    SİYAH KALEM
    Tarih
 
 HABERLER
Bilge tarihçi Aksun vefat etti

Füsun Akatlı yaşamını yitirdi

Güle Güle Ahmet Abi

20. YILIMIZI KUTLUYORUZ

Terör ve Toplum

Bedir Ashâbı'nın Fazileti (ashab-ı bedir) yayınlandı

22 Temmuz çıktı

 YENİ ÇIKANLAR
  SOSYOLOJİK UNSURLARIN DIŞ POLİTİKAYA ETKİSİ
  ULUSLARARASI SİSTEMİN, SİYASAL KÜLTÜRÜN VE REJİMİN/DEVLET YAPISININ DIŞ POLİTİKAYA ETKİLERİ: İRAN, MISIR, SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE
  Gönül Işığı
  RUSYA’DA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YAYINLANAN ESERLER KAYNAKÇASI
  Kültürlerarası Felsefeye Giriş
  TÜRKİYE’NİN ÇATIŞMA BÖLGELERİNE YÖNELİK DIŞ POLİTİKASININ ANALİZİ


 MAKALELER
  GÜNDOĞAN YAYINLARI FİYAT LİSTESİ (mart/2018)
  Modern Sosyoloji Kuramları üzerine
  Terör ve Toplum”un yazarı Prof. Dr. Zafer Cirhinlioğlu ile söyleşi;
  Din, Demokrasi ve İlim
  Ordu, felsefe ve Milliyetçilik
  Türk İstanbul 1
  Kızıl - Elma'nın Çürüyüşü


 FIRSAT REYONU
REYONDAKİ FIRSAT ÜRÜNLERİNİ GÖRMEK, İNDİRİM VE TAKSİT SEÇENEKLERİNDEN FAYDALANMAK İÇİN TIKLAYIN.
E-Posta Üyeliği

Adı Soyadı

E-Posta Adresiniz



 

BM'nin Kıbrısta Son Diplomatik Girişimi
Londra ve Zürih Antlaşmaları ile kurulan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti, ancak üç yıl yaşayabildi. 1963 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Makarios’un sunduğu Anayasa’da değişiklik talebi, taraflar arasında gerilim oluşturdu. 13 maddelik değişiklik talebi, 1960 Anayasasında Kıbrıslı Türklere verilen eşit kurucu ortaklık haklarını ortadan kaldırıyordu. Kıbrıslı Türklerin, tek taraflı olarak Parlamento’dan geri çekilmeleri, Kıbrıslı Rumların, tek taraflı olarak anayasada değişikliğe gitmeleri ve Kıbrıslı Türklere ancak anayasal değişikliği kabul etmeleri halinde Parlamento’ya geri dönmelerine izin vermeleri, taraflar arasında çatışmaların çıkmasına neden oldu. Kıbrıslı Rum tedhiş örgütlerinin silahlı saldırıları nedeniyle, Kıbrıslı Türkler, adanın yüzde 3’ünde yaşamaya zorlandı.

1967 yılından itibaren taraflar arasında sürdürülen görüşmeler sırasında, Kıbrıslı Türkler, kendi homojen köylerinde ve kendi özerk idareleri altında yaşamayı teklif ettilerse de, Kıbrıslı Rumlar, herhangi bir taviz vermeksizin, Kıbrıslı Türklerin, anayasanın değişmiş haline uygun olarak, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti bünyesinde yaşamasını istediler. 1974 yılında Türkiye’nin 1960 Garantör Antlaşması’nın 4. maddesinden doğan hukuki hakkına dayanarak adadaki gelişmelere müdahale etmesinin ardından Kıbrıslı Türkler 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ilan ettiler. Kendi kaderlerini belirleme ve kendi bölgelerinde kendi idarecileri altında yaşamayı teklif eden Kıbrıslı Türkler, ilan edilen federal devletin, ileride kurulacak gevşek federal rejimin bir parçasını oluşturacağını belirttiler. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasından doğan eşit kurucu hakları Kıbrıslı Türklere vermek istemeyen Kıbrıslı Rumlar, katı federal yönetim içersinde Kıbrıs Cumhuriyeti’nde küçük çaplı düzenlemelerin yapılmasını öneriyordu. Kıbrıslı Rumların tutumları nedeniyle, Kıbrıslı Türkler, 1983 yılında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ettiler ve iki bölgeli, iki kesimli gevşek federasyon teklifini savunmaya devam ettiler.

1992 yılından itibaren Kıbrıslı Rumlar, tüm güçlerini, Avrupa Birliği tam üyelik sürecine verdiler. Kıbrıslı Rumların temel amacı, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında tüm Kıbrıs adasını Avrupa Birliği’ne üye yaparak, ısrarla istedikleri serbest dolaşım, yerleşim ve mülk edinme haklarının bir an önce verilmesini, tek egemenliğe, tek uluslararası kimliğe dayalı bir devletin kurulmasını sağlamaktı. Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üye olmasıyla birlikte, Kıbrıs meselesine Avrupa Birliği’de dahil olacaktır ve Türk askerinin adadan çıkarılmaları ve 1974 yılından sonra adaya gelip yerleşen KKTC vatandaşlarının adadan ayrılmaları, Avrupa Birliği kurumları sayesinde elde edilecekti.

Bu esnada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterleri de – Kurt Waldheim, Perez de Cuellar, Butros Gali ve Kofi Annan – soruna iyi niyet misyonları çerçevesinde barışcıl bir çözüm bulmak için çaba harcadılar. Ancak tarafların çözüm konusunda birbirleriyle uyuşmayan öneriler masaya getirmeleri ve soruna bakış açılarının farklı olması, Genel Sekreterlerin girişimlerini başarısızlığa mahkum etmiştir.

Aslında Kasım 2002 de taraflara sunulan ve en kapsamlı öneri olan Kofi Annan planı da, bu meyanda değerlendirilebilir. Çünkü tarafların çözüme yaklaşımları ve çözüme ilişkin önceleri birbirinden farklıdır ve Kofi Annan’ın ortaya attığı planda her iki tarafı memnun etmekten uzaktır.

Kıbrıslı Türkler, 1967 yılından itibaren, egemenliklerini, kendi kaderlerini belirleme haklarına, yaşanabilir ve ekonomik açıdan uygun toprak parçasına ve siyasi eşitliklerine ayrı bir önem verirken; Kıbrıslı Rumlar için öncelikli mesele, serbest dolaşım, yerleşim ve mülk edinmedir ve Türk askeri ile insanının adadan bir an önce çıkartılmasıdır.
Zaten tarafların planın sunulmasından sonra yaptıkları açıklamalar ve değişiklik önerileri yukarıdaki görüşümüzü destekler mahiyettedir. Kıbrıslı Rumlar, daha çok toprak parçasının kendilerine bırakılmasını, daha çok sayıda Kıbrıslı Rumun evine, toprağına dönmesini sağlanmasını istemektedir. Kıbrıslı Türkler ise, devlet yapısı, egemenlik, uluslararası kimlik, vatandaşlık ve siyasi eşitlik konularına ağırlık verdiler.

Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin yoğun baskılarına rağmen, adada istenilen çözüm sağlanamadı ve taraflar sunulan teklife imza atmaktan sakındılar. Bilinenin aksine, sadece KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş değil, Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides’te metni resmen desteklediğini açıklayamadı. Hatta yayınlanan anketlerde, Kıbrıslı Rumların büyük bir kısmının plana karşı olduğu görüldü.
Lahey Zirvesi’nden sonra, tarafların soruna çözüm bulamaması nedeniyle, Kıbrıs meselesi güncelliğini ve önceliğini korumaktadır. KKTC yönetimi, KKTC’nin dolaylı şekilde tanınmasını sağlamak, KKTC halkına bir açılım gösterebilmek ve her iki tarafın mevcut şartlar altında ve zamanla yakınlaşabileceklerini dünya kamuoyuna uygulamalı olarak anlatabilmek amacıyla, KKTC yönetimi, kendisinden beklenilmeyen açılımlarda bulundu. Sınırlar açıldı. Kıbrıslı Rumların, kuzey bölgesinde haftada üç gün kalmasına izin verildi. Ticaret serbest bırakıldı. Son olarak, Uluslararası Havaalanının açılmasına karşılık, Maraş bölgesinin Rumlara bırakılması teklif edildi.

Bu açılımlara rağmen, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Birleşmiş Milletler, Annan Planı’nın halen daha geçerli olduğunu ifade ederek, bu plan temelinde görüşmelerin devam ettirilmesinde ısrar etmektedir. Kıbrıslı Rumlar ise, kendilerini, adanın tümü üzerinde hakkı olan yöneticiler olarak görmektedir. Zaten yaptıkları bazı açıklamalar ve açılımlar, plana destek veren bazı Kıbrıs Türk halkını rencide etmiştir.

Elinizdeki kitap, Kasım 2002 de sunulan, 10 Aralık 2002 ve 26 Şubat 2003 tarihlerinde yeni değişiklikleri sunulan Annan Planı’nı akademik bir gözle incelemeyi amaç edinmiştir. Kitapta altı makale bulunmaktadır.

İlk makale, şahsım tarafından kaleme alınmıştır. Temel Konular Işığında Annan Belgesi’nin Analizi isimli makalede, anayasal düzenlemeler, mal – mülk mübadelesi, toprak düzenlemesi, garantörlük ve adanın silahsızlandırılması, Rum göçmenlerin kuzeye yerleştirilmesi, kayıp kişiler ve Avrupa Birliği üyeliği gibi temel konular baz alınarak, KKTC yönetimi ile Kıbrıs Rum Kesiminin talepleri ve Annan Planı’nın öngördükleri incelemektedir. Yard. Doç. Dr. Tufan Erhürman ise, Oydaşmacı demokrasi modeli çerçevesinde Annan planı’nda hükümet sistemi isimli makalesinde, Annan Planı’nın öngördüğü yönetim anlayışını, idare hukuku baz alınarak ve tarihsel bir bakış açısıyla, izah etmektedir. Yard. Doç. Dr. Yılmaz Çolak, siyaset bilimci kimliği ve sosyolojik bir bakış açısıyla, Vatandaşlık kavramının ada üzerinde uygulanabilirliğini, Annan Belgesi’nde Devlet, Kimlik ve Vatandaşlık makalesinde irdelemektedir.

Prof. Dr. Turgut Turhan ise, Annan Plânı’nın değiştirilmiş şeklinin vatandaşlıkla ilgili düzenlemeleri ve Ananan Plânı’nın II. ve III. hâlinin vatandaşlık hukuku’na ilişkin düzenlemeleri: Karşılaştırmalı bir inceleme, aynı konuyu tüm değişiklikleriyle birlikte Vatandaşlık Hukuku uzmanı olarak ele almakta ve irdelemektedir. Prof. Dr. Ertan Oktay ise, Annan Planı ekonomik perspektif’den yoksundur isimli makalesinde, Annan Planı’nın ekonomik ve Avrupa Birliği boyutunu analiz etmektedir. Kitabın son kısmında, bu konuya ilişkin edindiğimiz resmi dökümanlar bilgilerinize sunulmaktadır.


 Yazarı : Dr. Ertan Efegil 0
 Kitap Kodu : AB_006
 Barkod : 0
 ISBN : 0
 Fiyatı : 19 YTL.
 SİPARİŞ VER
 

GERİ DÖN




Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim Copyright
Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim
Copyright © 2006 webofisi.com All rights reserved.