KATEGORİLER
    Felsefe Dizisi
    Atatürkçü Düşünce
    AB ve Türkiye Dizisi
    Psikoloji ve Din Dizisi
    Sosyoloji-Siyaset-
    İletişim Dizisi
    Edebiyat Dizisi
    Osmanlı Klasikleri
    Gençlik ve Çocuk Dizisi
    Süreli Yayınlar
    SAM YAYINLARI
    TÜRK-YAY
    SİYAH KALEM
    Tarih
 
 HABERLER
Bilge tarihçi Aksun vefat etti

Füsun Akatlı yaşamını yitirdi

Güle Güle Ahmet Abi

20. YILIMIZI KUTLUYORUZ

Terör ve Toplum

Bedir Ashâbı'nın Fazileti (ashab-ı bedir) yayınlandı

22 Temmuz çıktı

 YENİ ÇIKANLAR
  SOSYOLOJİK UNSURLARIN DIŞ POLİTİKAYA ETKİSİ
  ULUSLARARASI SİSTEMİN, SİYASAL KÜLTÜRÜN VE REJİMİN/DEVLET YAPISININ DIŞ POLİTİKAYA ETKİLERİ: İRAN, MISIR, SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE
  Gönül Işığı
  RUSYA’DA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YAYINLANAN ESERLER KAYNAKÇASI
  Kültürlerarası Felsefeye Giriş
  TÜRKİYE’NİN ÇATIŞMA BÖLGELERİNE YÖNELİK DIŞ POLİTİKASININ ANALİZİ


 MAKALELER
  GÜNDOĞAN YAYINLARI FİYAT LİSTESİ (mart/2018)
  Modern Sosyoloji Kuramları üzerine
  Terör ve Toplum”un yazarı Prof. Dr. Zafer Cirhinlioğlu ile söyleşi;
  Din, Demokrasi ve İlim
  Ordu, felsefe ve Milliyetçilik
  Türk İstanbul 1
  Kızıl - Elma'nın Çürüyüşü


 FIRSAT REYONU
REYONDAKİ FIRSAT ÜRÜNLERİNİ GÖRMEK, İNDİRİM VE TAKSİT SEÇENEKLERİNDEN FAYDALANMAK İÇİN TIKLAYIN.
E-Posta Üyeliği

Adı Soyadı

E-Posta Adresiniz



 

Konularım
TIBET'TE BIR KIS SAVASI

Isviçre edebiyatinin çagdas yazarlarindan Dürrenmatt, kendi hayat hikâyesini alisilmisin disinda kaleme almistir. Eserle-riyle yasantilari arasindaki iliskiyi nesnel bir gözle kesfederek ve bu bagintiyi ön planda tutarak anlatir hayatini. Yazdigi, yazamadigi konularin hikâyesidir onca hayati. Bu nedenle otobiyografisine "Konularim" basligini vermistir. Eserlerinin çogu dilimize çevrilmis bir yazarin kendi hayatini degisik bir tarzda anlattigi bu kitap, edebiyatin niteligi sorunu üzerine de düsündürmesi bakimindan degerli.

Sik sik birileri çikip kendi hayatini yazmayi denemistir. Bu cüreti, anlasilir olsa da, imkânsiz buluyorum. Insanin yasi ilerledikçe, hesap çikarma arzusu güçleniyor. Ölüm yaklasmaktadir, hayat akip gidiyor. Hayat akip giderken insan istiyor ki onu bir biçime soksun; biçime sokarken de bozuyor: Iste böylece hayat öyküsü dedigimiz maalesef çogu zaman safça inandigimiz `sahte' dökümler, bazen de büyük eserler ortaya çikiyor; dünya edebiyati kanitlamistir bunu.
Benim hayatima gelince, ben hayatimi daha net anlatmayi, baska bir nedenle de gereksiz buluyorum. Ben yasarken yasamis olan ve yasamakta olan ve ben artik yasamazken de yasayacak olan milyonlar ve milyarlarca insanin kaderiyle kiyaslaninca hayatim bana öyle iltimasli geliyor ki bir de kalkip onu edebî bulanikliga sokmaya utaniyorum.
Eger buna ragmen hayatim hakkinda yazacaksam, o zaman hayatimin hikâyesi üzerine degil, kitaplarimin konularinin hikâyesi üzerine yazarim; çünkü konularimda, ben yazar oldugum için, düsüncelerim ifadesini bulur, tabii yalniz konular halinde düsünmüyorsam da. Ama konularim, düsüncelerimin sonuçlaridir, içlerinde, islenislerine göre düsüncemin ve bununla da hayatimin yansitildigi aynalar. Yine de bu konulara, yalnizca yazmis oldugum konular degil, tamamlayamadiklarim ya da yazmadiklarim da dahil. Herseyden önce bunlari tasarlarken, düsüncemin gelisimi içinde takibettigim bir iz gibi el yordamiyla ilerliyorum. Ve kaçirdigim sey ise hayatimdir.

Ama hayatimdan yola çikinca, yazilmis konularimin arkasinda yazilmamislar boy gösteriyor. Bunlar hafizamda, zamanla az ya da çok siliklesmis olarak duruyor, batik nesneler gibi. Çogu zaman yalnizca parçalar sezinlenebiliyor, bütün nerdeyse hiç, buna karsilik iste onlar sik sik depresiyor, beni, kullanilmamis ya da harcanmis firsatlar olarak yargiliyorlar.
Süphesiz, yazilmis konular hayatimin sonuçlaridir: Ama hayat da yalniz eylem degil ki, her seyden önce yasamak ve nasil, yasamak eylemin sartiysa, eylemsizlik düs görmeyi, gündüz düslerini, yasantiyi, nihayet yasamayi öngörür. Yazan kisi, eylemdedir, yasanmisi ve hayati degistirir, dogrudan ya da vasitali, insani yazan kisinin mizacina göre yazmaya götüren çogu zaman baskina ugratan motiflere göre: bana gelince bu, vasitali birseydir.

Yazarlar arasinda ben ne teshircilere dahilim, ne de espri dolu cambazliklarinda farkina varmadan boguldugumuz kimselere; birinciler kendilerini donsuz gösteren utanmazlardir, ötekiler hayatini degistiren, yazarak degistiren, saklayan utangaçlardir. Ben daha çok düsünce üreticilerine ve düsünce yaraticilarina dahilim, bunlar, buluslariyla basaçikmaya çaba harcayan, buluslari ve formülleri, keza itiraflari durmadan çatisan kimselerdir; kaynagi dil olmayan, meramlarini dile dökmede durmadan zorlanan yazarlardir. Dilleri konularina yetmediginden degil: konulari dile yetmediginden, dilin disinda yerlesmis oldugundan, dil öncesi olan da, tam düsünülmüs olmayan da, hayalî olan da yerlesmis oldugundan. Düsüncelerim zorlamiyor imgelerimi, imgelerim düsüncelerimi zorluyor.

Bizzat yasamis oldugum bir seyle herhangi bir iliskisi olmayan, kismen bastirilmis kismen çoktan unutulmus yasantilarla, duygularla ve düsüncelerle herhangi bir iliskisi olmayan hiçbir sey yazmamissam da yazarligim, benden uzaklasmayi amaçlar. Bu arada yazilmamis ya da tamamlanmamis konular, benim dünyama, yasamis oldugum ve yasamakta oldugum dünyaya, yazilmis, süzülmüs, degistirilmis, biçimlenmis, hem de durmadan yeniden sekillendirilmis, ama nihayet bitirilmis, dile getirilmis, böylece de dile uydurulmus, yaklastirilmis konulardan daha dogrudan bagintilidir.
Bu bakimdan yazilmamis ve tamamlanmamis konular önemlidir. Onlar ya henüz yazilmamis, dile getirilmemis, henüz dillesmemistir veya henüz deneme asamasindadir, hep yalnizca süpheli olabilen son hal degildir henüz: Bitirme, hep keyfîdir, bir çesit elden çikarma, sonunda bir kaybetme, bir unutma, her unutma gibi bir vazgeçme. Oysa yazilmamisla tamamlanmamis, bana aittir. Sadece düsünülmüstür, salt hayaldir ya da biraz baslanmis sonra bir kenara itilmistir, hâlâ mümkündür, bu yüzden de aci verir. Bu yazilmamis ya da tamamlanmanmis konulari, bu düs parçaciklarini ve yasantilari, hattâ bunlara sebep olan zamani yeniden kurgulamaya ya da en azindan taslak halinde yazmaya kalkmakla ben, onlari unutmayi, kendimi kurtarmayi, yil be yil büyüyen bir yükü üstümden atmayi deniyorum.

Önce izlenimler var: Köy, Bern-Luzern ve Burgdorf-Thun caddelerinin kesistigi yerde, bir yaylada, büyük Ballenbühl tepesinin eteklerinde ve bir zamanlar Schlosswil mahkemesinin canileri ve is-yankârlari tasidigi Galgenhubel'in oldukça yakininda. Yayladan bir dere akar, iste oradaki küçük çiftçi köylerinin ve köy evlerinin bir merkeze ihtiyaci vardi, çevredeki aristokratlar bozulmustu, sonuncularindan biri bir satocugun dis kapisi önünde sarhos bir halde soguktan donarak öldü. Bu aristokratlarin malikâneleri huzur evlerine, dinlenme tesislerine dönüstürüldü.
Önceleri cadde kavsaginda galiba bir tek lokanta vardi, sonra onun karsisinin yan tarafina demirci dükkâni açildi, daha sonra koordinatlarin kesisme yerindeki öteki tarlalar, tüketim merkezi ve tiyatro binasiyla kapatildi, bu sonuncusu önemsiz degil, köyün bir dag sarkilari üstadi vardi, adi Schmalz, hattâ bir de dramaturgu, ögretmen Gribi, oyunlari bütün Emmental tiyatro derneklerince oynanirdi, özellikle de "Blümlisalp", bes perdelik bir "Bern-Alman Efsanesi Oyunu", bunu pek hayal meyal hatirlarim: perde indigi zaman arkadan sahnede büyük bir patirdi duyulurdu, toprak kaymasi zengin Alp'i kayalari ve buzullariyla mahvediyordu.

Tecrübe dünyasi küçüktü, yavan bir köy, hepsi bu! Gelenekler dünyasi muazzamdi, esrarengiz bir evrende yüzercesine, kahramanlarin vahsî efsane dünyasiyla kapli, sirlarla çevrilmis, sezgilerle titremis, hiçbir seyle saglamasi yapilamayacak türde. Bu dünyayi kabullenmek gerekiyordu. Inanca teslim edilmistiniz, korumasiz ve çirilçiplak.


 Yazarı : F. Dürrenmatt 0
 Kitap Kodu : ED_031
 Barkod : 0
 ISBN : 0
 Fiyatı : 11 YTL.
 SİPARİŞ VER
 

GERİ DÖN




Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim Copyright
Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim
Copyright © 2006 webofisi.com All rights reserved.