KATEGORİLER
    Felsefe Dizisi
    Atatürkçü Düşünce
    AB ve Türkiye Dizisi
    Psikoloji ve Din Dizisi
    Sosyoloji-Siyaset-
    İletişim Dizisi
    Edebiyat Dizisi
    Osmanlı Klasikleri
    Gençlik ve Çocuk Dizisi
    Süreli Yayınlar
    SAM YAYINLARI
    TÜRK-YAY
    SİYAH KALEM
    Tarih
 
 HABERLER
Bilge tarihçi Aksun vefat etti

Füsun Akatlı yaşamını yitirdi

Güle Güle Ahmet Abi

20. YILIMIZI KUTLUYORUZ

Terör ve Toplum

Bedir Ashâbı'nın Fazileti (ashab-ı bedir) yayınlandı

22 Temmuz çıktı

 YENİ ÇIKANLAR
  SOSYOLOJİK UNSURLARIN DIŞ POLİTİKAYA ETKİSİ
  ULUSLARARASI SİSTEMİN, SİYASAL KÜLTÜRÜN VE REJİMİN/DEVLET YAPISININ DIŞ POLİTİKAYA ETKİLERİ: İRAN, MISIR, SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE
  Gönül Işığı
  RUSYA’DA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YAYINLANAN ESERLER KAYNAKÇASI
  Kültürlerarası Felsefeye Giriş
  TÜRKİYE’NİN ÇATIŞMA BÖLGELERİNE YÖNELİK DIŞ POLİTİKASININ ANALİZİ


 MAKALELER
  GÜNDOĞAN YAYINLARI FİYAT LİSTESİ (mart/2018)
  Modern Sosyoloji Kuramları üzerine
  Terör ve Toplum”un yazarı Prof. Dr. Zafer Cirhinlioğlu ile söyleşi;
  Din, Demokrasi ve İlim
  Ordu, felsefe ve Milliyetçilik
  Türk İstanbul 1
  Kızıl - Elma'nın Çürüyüşü


 FIRSAT REYONU
REYONDAKİ FIRSAT ÜRÜNLERİNİ GÖRMEK, İNDİRİM VE TAKSİT SEÇENEKLERİNDEN FAYDALANMAK İÇİN TIKLAYIN.
E-Posta Üyeliği

Adı Soyadı

E-Posta Adresiniz



 

Göksel Mutluluk
24 Eylül 1878'de Lozan'da Haldimand sokagindaki bir bakkal dükkaninda bir çocuk dünyaya geliyor. Kendisinden önce küçük yasta ölen iki erkek kardesinin isimlerini veriyorlar ona: Charles ve Ferdinand. Kökeni Romand köylülerine dayanan Ramuz ailesi, gün geçtikçe durumunu düzelterek küçük bakkal dükkanini sarap ticarethanesine çeviriyor. Daha sonra ticareti tümüyle birakip, Cheseaux yakinlarinda büyücek bir çiftlik satin alarak buraya yerlesiyor. Jura ve Valais daglari arasina sikismis bu küçük ülkede doga ile bas basa kalmak, içine kapali küçük delikanli Charles-Ferdinand'in ruhunda büyük degisiklikler yaratiyor. Her sabah erkenden okula gitmek üzere çiftlikten ayrildiginda doyumsuz bir tutkuyla dogayi inceliyor, çevresinde gördügü her seyi bellegine yerlestiriyor. Ilkokulu birincilikle bitiren on iki yasindaki kolej ögrencisi o dönemde bir tek seyden mutluluk duyuyor: yazmak. Her gün daha iyi tandigi dogayla kurdugu dostlugu kagitlara aktarmak. O yasta yazmaya özenen herkes gibi dizelerle basliyor ise. Edebiyati daha yakindan tanidiktan sonra ise Victor Hugo'ya öykünerek manzum oyunlar yazmaya koyuluyor.

Paris'e ilk gelisinde yaninda getirdigi tek sey, dosyasinda sakladigi Judith adli tiyatro oyunundan ibaret. Ne yazik ki bu oyun sonradan kayboluyor. Yazarliginin olgunluk döneminde Strawinsky'nin bir müzigi için yazdigi Askerin Öyküsü adli yapitini degerlendiren elestirmenler, Isviçre edebiyatinin, eski Yunan klasiklerinin soyundan gelen bir tiyatro adamini kaybetmis oldugunu söylüyorlar.

Dünyayi Tanimak ve basyaptilari arasinda yer alan Samuel Belet'nin Yasami adli otobiyografik romanlarindan çikardigimiz sonuca göre ilk gençlik yillarinda yasayarak edindigi doga sevgisi, daha sonra onun yapitlarinin odak noktasini olusturacak ve izlenimci bir ressam gibi belleginde çizdigi doga görünümleri, küçük öyküler ve çarpici romanlar biçiminde satirlara dökülecektir.

Lozan Üniversitesinde baslayip Alman Isviçresinde tamamladigi klasik edebiyatlar egitimini bitirdikten sonra daha çocuk yaslardan beri düsledigi seyi gerçeklestirmeye karar verir: Paris'e gitmek ve orada yazar olmak. O dönemde bu düs, edebiyat yasamina atilmak isteyen tüm gençlerin ortak tutkusudur zaten. Ancak bu istegini babasina kabul ettirebilmek için Paris'te doktora yapacagini söylemek zorunda kalir. 1902'de Maurice 'de Guérin üzerine doktora tezi hazirlamak için Paris'e geldiginde su satirlari yazarak ise basliyor: "Kendimi ve ülkemi ancak Paris'te taniyabildim. Simdi çok uzaklarda kalan ülkemi Paris'ten daha iyi görebiliyor, daha iyi algilayabiliyorum."

Ertesi yaz tatilinde ülkesine dönerken ise valizinde götürdügü sey, Maurice de Guérin üzerine yapilmis bir çalisma yerine iki küçük kitaptan ibarettir: Ülkesini izlenimci görüntülerle aktaran Küçük Köyüm adli siirleri ve ilk romani Aline. On iki yil kadar Paris'te yasadiktan sonra 1914 yilinda kesin olarak ülkesine dönen Ramuz, sira ile Leman gölü kiyisindaki Cully ve Pully köylerinde oturuyor ve 23 Mayis 1947'de Pully de yaptirdigi "La Muette" adli evinde, düslerini gerçeklestirmis onurlu bir yazar olarak yasamini tamamliyor.

Ramuz'nün ailesi hakkinda bildiklerimiz birkaç satiri geçmeyecek kadar az. Bu konuyu her zaman kalin perdeler arkasinda tutmaya özen göstermis yazar. Yalnizca Oscar adli bir erkek kardesi ile, ölümünden sonra yazarin mektuplarini yayimlayan Berthe-Buchet Ramuz adli kiz kardesi oldugunu biliyoruz. Birinci Dünya Savasi arifesinde Neuchâtel bölgesinden Cécile Cellier adinda, Paris'te resim egitimi görmüs genç bir hanimla evleniyor ve bu evlilikten tek çocugu Marianne dünyaya geliyor. 1977 yili sonunda Ramuz'nün Pully'deki evinde kendisiyle görüsme sansini elde ettigim Bayan Marianne Olivieri Ramuz, esinin ölümünden sonra yerlestigi baba evinde sürdürüyor yasamini. 1940 yilinda dünyaya gelen torununa "Monsieur Paul" adini veren Ramuz, onun dogumuyla birlikte özel yasam perdesini bir parça aralayip özellikle Günce'sinde, Victor Hugo gibi, büyükbaba olmanin verdigi mutlulugu dile getiriyor.

Ramuz'yü daha yakindan tanimanin bir baska yolu ise onun yapitlarini degerlendirmek olacaktir kuskusuz.
"Topragin derinliklerinde çatlayip, ölü yapraklar arasindan ürkekçe basini çikaran, cesaretlenip körpe köklerinden yasami içerek yagmur ve günesle açilan bir tohumdan dogmus, durmadan büyüyüp gövdesini olusturmus, sonunda kuslarla bezenmis ve gök kubbeyi andiran yesilligini genisletmis güzel bir agaca benzemek isterdim! O zaman güçlenip savasim yetenegi kazanmis, hafif rüzgarlarin dostu olan, ama firtinalarla savasip onlari yenen bu agaç, olgunlasinca düsecek olan meyvesini verecektir" diyor Ramuz.

Onun bu dilegi bütünüyle gerçeklesir. Gittikçe genisleyip olgunlasan dehasi, tipki bir agaç gibi, ayni topraga dayali gerçeklik içinde, ayni doga yasalarina boyun egerek, ayni sabirla meyvelerini verir. Ilkinden sonuncusuna dek onun tüm yapitlari, agacin topraktan aldigi ayni özsu ile beslenecektir. Yapitlarinin tümü tek bir agacin yapraklari gibidir.
Yalnizca özüne bagli kalmak amaci ile, insanlara karsi duydugu derin sevgiyle kaleme aldigi yapitlarinda uyguladigi yöntem ise, bir yazarinkinden çok bir ressamin yöntemidir. Bu egilimini tek bir cümle ile söyle dile getirir:
"Ressam dogmusum ama yaziyorum, haksizlik ediyorum!"

Olaylari bazen içten, varliklarin özünden, bazen de meydana gelislerini inceleyip oylumlarini ve renklerin sürekli yer degistirmelerini not eden ressam gibi distan incelemistir. Ramuz'nün sanati ile özellikle Cézanne'in sanati arasinda büyük bir yakinlik vardir. Ramuz'nün anlatiminda, yürümekte olan bir köylüyü gözlerimizle görür gibi oluruz. Insanlarla nesnelerin, doga ile bizdeki yankilarinin plastik degerleri tartisilmaz bir gerçeklik içinde tüm canliligi ile verilmistir. Kendisinin de söyledigi gibi ressamlari örnek alarak, düsüncelerden çok, somut varliklari yansitmaya çalismistir.


 Yazarı : C. F. Ramuz 0
 Kitap Kodu : ED_037
 Barkod : 0
 ISBN : 0
 Fiyatı : 17 YTL.
 SİPARİŞ VER
 

GERİ DÖN




Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim Copyright
Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim
Copyright © 2006 webofisi.com All rights reserved.