KATEGORİLER
    Felsefe Dizisi
    Atatürkçü Düşünce
    AB ve Türkiye Dizisi
    Psikoloji ve Din Dizisi
    Sosyoloji-Siyaset-
    İletişim Dizisi
    Edebiyat Dizisi
    Osmanlı Klasikleri
    Gençlik ve Çocuk Dizisi
    Süreli Yayınlar
    SAM YAYINLARI
    TÜRK-YAY
    SİYAH KALEM
    Tarih
 
 HABERLER
Bilge tarihçi Aksun vefat etti

Füsun Akatlı yaşamını yitirdi

Güle Güle Ahmet Abi

20. YILIMIZI KUTLUYORUZ

Terör ve Toplum

Bedir Ashâbı'nın Fazileti (ashab-ı bedir) yayınlandı

22 Temmuz çıktı

 YENİ ÇIKANLAR
  SOSYOLOJİK UNSURLARIN DIŞ POLİTİKAYA ETKİSİ
  ULUSLARARASI SİSTEMİN, SİYASAL KÜLTÜRÜN VE REJİMİN/DEVLET YAPISININ DIŞ POLİTİKAYA ETKİLERİ: İRAN, MISIR, SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE
  Gönül Işığı
  RUSYA’DA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YAYINLANAN ESERLER KAYNAKÇASI
  Kültürlerarası Felsefeye Giriş
  TÜRKİYE’NİN ÇATIŞMA BÖLGELERİNE YÖNELİK DIŞ POLİTİKASININ ANALİZİ


 MAKALELER
  GÜNDOĞAN YAYINLARI FİYAT LİSTESİ (mart/2018)
  Modern Sosyoloji Kuramları üzerine
  Terör ve Toplum”un yazarı Prof. Dr. Zafer Cirhinlioğlu ile söyleşi;
  Din, Demokrasi ve İlim
  Ordu, felsefe ve Milliyetçilik
  Türk İstanbul 1
  Kızıl - Elma'nın Çürüyüşü


 FIRSAT REYONU
REYONDAKİ FIRSAT ÜRÜNLERİNİ GÖRMEK, İNDİRİM VE TAKSİT SEÇENEKLERİNDEN FAYDALANMAK İÇİN TIKLAYIN.
E-Posta Üyeliği

Adı Soyadı

E-Posta Adresiniz



 

Bir avuç gökkuşağı
Göz yaşı vardır, dilsizdir; bir damlası bile sevinci, üzüntüyü, kederi anlatır. Bakışlar vardır anlıktır; çok kısa zaman aralığında karşıdakinin ruh halini anlatır. Geçmişteki kederleri, acıları ve tecrübeleri ise çizgiler yansıtır çehreye…

Bir de az sözcükle ifade edilen ya da kısa dizelerle yaratılan anlatım şekli vardır. Akla ve kalbe hitap eder. Şiirdir bu ifade şekli… Yahya Kemal’in deyimiyle “darası alınmış sözler”den ibarettir.
Söz vardır savaşı bitirir, kimi zaman da Fatih’in ünlü sözünde olduğu gibi baş kestirir.

“…ağaya yardım eyleyerek öbür aleme atlatın
koca gövde bu boş kafayı taşımak zahmetine katlanmasın, gövdesini rahatlatın!”

Tatlı sözün yılanı deliğinden çıkardığı söylenir. Erenlerin sözleri gönül ve kalbi muhatap alır. Gönül erbabı kardeşliği, sevgiyi vurgular, dost arar.
Bu topraklar, gelmiş geçmiş uygarlıklara tanıklık etmiştir. Sevgi, dünyaya Anadolu’dan yayılmıştır, Yunus’ların Mevlana’ların, Hacı Bektaşi Veli’lerin sayesinde. M.Cengiz BAYSU


“Şiir, dil çalgısında yorumlanan bir musikidir. Şiirin, insanın kendi anadilinin çalgısında söylenen bir türkü olduğu söylenebileceği gibi, gerçek şiirin ulusal çalgıyla çalınan bir ezgi olduğu da düşünülebilir. Bu yüzden şiir, bütün ilkelliğine, kuralsızlığına ve başıboşluğuna karşın, sanatların insana en yakını…

Cahit Külebi

Dil çalgısının musikisi sayılan şiir, hayal gücü yüksek insanların “beyazperde”sidir aynı zamanda. Bazı olaylar insanı daraltır, bazıları yaşama sevincini arttırır. Şiir, çıkış yoludur, dinginlik verir. Kendisini şiire veren insan, o âlemi yaşar, o ruhla bütünleşir, hoşgörü sahibi olur.

Doğu’da görev yaptığım dönemde bölge insanını Batı’dakinden ayıran önemli farkların, yoksulluk ve eğitimsizlikten kaynaklandığını gözlemlemiştim. Bugün hepimizce bilinen gerçeği, yıllar öncesinin duygularıyla yazdığım sözcüklerle dile getirmeye çalıştım.

Anadolu’nun cevherleri hisli, dost arayışında ve sevecen insanlardır. Bu duygu dolu insanların özelliklerini bir kez de ben dile getirmeliydim. Katıklarını bölüşmek, dertlerini üleşmek vardır onların yapılarında. Evlerine geleni Tanrı misafiri kabul eder, bekletmezlerdi kapılarında. Geçmişten gelen zengin kültürün mirasçılarıydı o insanlar.

Emekliye ayrıldıktan sonra Boğaziçi’ne yerleşmiştim. Görmediğim birkaç ilimizi de gezmiş, gezmediğim il bırakmamıştım. İstanbul’un ayrıcalığı olması nedeniyle Boğaziçi üzerine yazılan şiir, metin ve övgülere ben de bir şeyler katmayı düşünmüştüm.

Hepimizin hayatında “ilk”ler vardır ve onlar ‘unutulmazlar’ arasındadır her zaman. Şiirle ilk tanışmam ilkokulun 4’üncü sınıfında oynadığımız bir piyesle başlamıştı. Paşabahçe ilkokulundaki rahmetli öğretmenim Osman Çağlar, piyesteki şiiri sanki kendisi okuyacakmış gibi tüm vurgu ve ayrıntıları defalarca prova etmişti benimle. Onu anlamakta zorlanıyordum hatta kızıyordum bazen, şiirle bu kadar uğraşılır mı diye…

Gevşediğimi sezince “bu fasılasız çalışma, hasılasız çalışmaya dönmesin, çocuğum” derdi. Ne kadar haklıymış! İlkokulu bitirene kadar milli gün ve bayramlarda şiir okuma görevi bana verilmişti. Doğal olarak her defasında prova yapmak, eski dille yazılmış sözcüklerin Türkçe anlamlarını öğrenmek, ses vurguları ve mimikleri öğretmenimin istediği şekilde yerine getirmek gibi zorlu çalışmalar içinde buluyordum kendimi. Osman öğretmenin gözlüğünün üstünden bakışıyla titreyen bacaklarım, göğüs duvarımı yıkacakmışçasına çarpan kalbim ve kuruyan dudaklarım tatlı birer hatıra olarak kaldı zihnimde. Ortaokul yıllarımda Türkçe ve kompozisyon derslerini hafife almak ne mümkündü? Karnelerimi saklarım hâlâ.

Kuleli Askeri Lisesi’ne girişimle birlikte ciddi anlamda ilk şiir denemelerim başlamıştı. Baba ocağından ana kucağından kopuşun üzüntüleri ve çocukluktan gençliğe geçişin heyecanlarıyla dolu günler. Eve ilk izine geldiğim zaman babamla nemli gözlerimizi birbirimizden sakınışımız, annemin elini öperken sarılışımız ve hep birden ağlayışımız… Bu duygulu anları yeniden yaşıyor gibiyim.

İlk tayinim Doğu Anadolu’ya, Van’ın Erciş kazasına çıkmıştı. Üç büyük ilimizin dışında çok uzağa gidecektim. Sevdiklerimin yanı başımda olmayışını yaşadım o diyarlarda ama yalnız değildim. Bu başlangıç Anadolu’yu ve Anadolu insanını tanımama neden olmuştu. Şahsi eşyalarımın dışında üç bavul dolusu kitap götürmüştüm beraberimde. Beni birliğime takdim eden kişinin “İstanbul’dan mobil kütüphane gelmiş” sözüne de oldukça içerlemiştim doğrusu.

1976-1978 yılları arasına isabet eden bu dönemde beni en çok komşumuz “Ercişli Ana etkilemişti. Bu güzel ilçeden ayrılırken seksen yaşın üzerindeki asalet sembolü bu kadın göz yaşlarına boğulmuştu. Bana oğul, eşime gelin derdi. Eve ilk yerleştiğimizde bir ay süreyle bize her akşam bir tas çorba getiriyordu.

Yıllar sonra Güneydoğu Anadolu’nun kalesi Diyarbakır’a tayin edilmiştim. Irak’ı güçsüzleştiren ve halkını yoksullaştıran Körfez harekâtının ülkemiz üzerinde meydana getirdiği etkilerin bir bölümünü sınır il ve ilçelerimizde görmüş olmak beni daha da duygulu hale getirmiştir.

Bir kez daha Doğu Anadolu’ya tayin edilmiştim. Altıntepe’siyle bir Urartu merkezi olan Erzincan’a… Bu tayinler, Anadolu insanının acı ve kaygılarını yüreğimde hissetmeme neden olmuştur. Yoksulluğun yanında bir de hasret, hastalık ve çaresizlik varsa, destanın, ağıtın, koşmanın, türkünün ortaya çıkışının gayet doğal olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunları bir başka ülkenin insanının yazması ve söylemesi mümkün değildir.

Emeklilik dönemine geçmiştim. Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği Boğaz’ın sakin semtleri Paşabahçe ve Beykoz’da, öğretmenim tarafından bir itilme sonucu ortaya çıkan ‘dizelerle tanışma’m, tayinler nedeniyle Anadolu’nun çeşitli yerlerini betimlemeyle gelişme göstermiş ve ‘kıyıya özlem’le geçmiştir. Emekli olduktan sonra yerleştiğim Boğaziçi’nde bu hasretim, kıyıların hızla gelişmesiyle ortaya çıkan çarpık yapılaşma karşısında ‘eskiye özlem’ duygusuna dönüşmüş, ne yazık ki ‘kaybettiklerime özlemler’le son bulmuştur.

Artık bana daha çok zaman kalmıştı. Hiç görmediğim Karadeniz Bölgesi’nin doğusunu, Trakya illerimizi ve Toros Dağları’nı da gezmek suretiyle ülkemin bütün yörelerini görmüş ve ilginç özellikleriyle fotoğraflamıştım.

Boğaziçi’nin semtleriyse bana hep esin kaynağı olmuştu. İstanbul’u nostaljik olarak anlatmak, masal dünyasında yaşamak bile olsa yine de güzeldir. Şairler İstanbul’u ne kadar betimlemişlerse de doyamamışlar hazzına…

Günümüzde bile anlatılan Bizans efsaneleri, hâlâ batıl inanışları yansıtmaktadır. Eski İstanbul’un külhanbeyi ve tulumbacılarıyla ortaya çıkan bitirim edebiyatı, kültürlü çevrelerde dahi yer bulabilmekte ve çeşni katmaktadır bu ahenge.

Çalışmalarım sırasında edebiyatımıza yön veren, katkısı olan ve zenginlik katan şairlerimizi hem anmak hem de yeni kuşaklara anımsatmak düşüncesiyle sözcük ve dizelerinden alıntılar yaptım. Antik yerleşime sahne olmuş yerlere ve yöresel ağızlara da yer verdim dizelerimde. Karşınıza böylesine zorlu bir yoldan geçerek gelmeye, bir başka pencereden “ana dolu” coğrafyasını sizlere anlatma fırsatı yaratmaya çalıştım.

Yazılarım sizleri Van Gölü’nün yeşil sularına, Çaldıran ovasına, Torosların mavi sedir ormanlarına, mavi Marmara’nın kıyı kentlerine götürecek ya da Boğaziçi’nin sihirli güzellikleriyle baş başa getirecektir. Kıbrıs’ın Beşparmaklar’ını, Çubuk ovasının pınarlarını konuk edecek gönül sofranıza.

Sevdaların en güzelidir Anadolu sevdası. Hazların en güzelidir Boğaz’da bir kadehin yudumlanması. Dilimin döndüğü kadar ben de yazayım dedim. Neler mi yazdım? Buyrun sayfaları çevirmeye!


M. Cengiz Baysu,
1955 İstanbul doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Beykoz’da tamamlamış, Kuleli Askeri Lisesi’ne girmiştir. Ankara’da Harp Okulu’nu bitirdikten sonra 1976 yılında Van’ın Erciş kazasındaki ilk görevine atanmıştır. Daha sonra değişik tarihleri kapsayacak şekilde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da toplam 7,5 yıl görev yapmıştır.

Kitabın yazarı, her türlü doğal zenginliğe sahip ülkemizin gayet sert arazi özellikleri ve iklim karakteri arz eden Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasını ilginç yönleriyle resimlemiştir. Ayrıca gezi ve incelemelerinde o toprakların yiğit çocuklarını daha yakından tanımış, köklü adetlerini öğrenerek dillerini incelemiştir.

Emeklilik dönemine geçişle birlikte Maltepe’ye yerleşmiş olan M. Cengiz Baysu için uygarlığın güzel köşesi Boğaziçi, onun arayış ve çağrışımlarına sınırsız bir kaynak teşkil etmiştir. Elde ettiği bilgi ve kazanımlarını yıllar öncesinin renk ve tatlılıklarıyla hayal ederek çocukluğunun geçtiği, yeşil ve mavinin ahenkle buluştuğu Boğaziçi’nde şiire taşımayı denemiştir.

M. Cengiz Baysu, halen Trakya ve Darıca gazetelerinde haftalık yazılar yazmakta, kitap bağışlarını sürdürmektedir. Bu eserinin tüm gelirini terörle mücadelede uzuvlarını yitirmiş Anadolu çocukları, göz bebeklerimiz gaziler için TSK Mehmetçik Vakfı’na bağışlamıştır.

M. Cengiz Baysu evli ve iki çocuklu olup Almanca bilmektedir.


 Yazarı : M. Cengiz BAYSU M. Cengiz Baysu,
160
 Kitap Kodu : SAM
 Barkod : 9789755202075
 ISBN : 9789755202075
 Fiyatı : 12 YTL.
 SİPARİŞ VER
 

GERİ DÖN




Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim Copyright
Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim
Copyright © 2006 webofisi.com All rights reserved.