KATEGORİLER
    Felsefe Dizisi
    Atatürkçü Düşünce
    AB ve Türkiye Dizisi
    Psikoloji ve Din Dizisi
    Sosyoloji-Siyaset-
    İletişim Dizisi
    Edebiyat Dizisi
    Osmanlı Klasikleri
    Gençlik ve Çocuk Dizisi
    Süreli Yayınlar
    SAM YAYINLARI
    TÜRK-YAY
    SİYAH KALEM
    Tarih
 
 HABERLER
Bilge tarihçi Aksun vefat etti

Füsun Akatlı yaşamını yitirdi

Güle Güle Ahmet Abi

20. YILIMIZI KUTLUYORUZ

Terör ve Toplum

Bedir Ashâbı'nın Fazileti (ashab-ı bedir) yayınlandı

22 Temmuz çıktı

 YENİ ÇIKANLAR
  SOSYOLOJİK UNSURLARIN DIŞ POLİTİKAYA ETKİSİ
  ULUSLARARASI SİSTEMİN, SİYASAL KÜLTÜRÜN VE REJİMİN/DEVLET YAPISININ DIŞ POLİTİKAYA ETKİLERİ: İRAN, MISIR, SUUDİ ARABİSTAN, TÜRKİYE
  Gönül Işığı
  RUSYA’DA TÜRK TARİHİ İLE İLGİLİ YAYINLANAN ESERLER KAYNAKÇASI
  Kültürlerarası Felsefeye Giriş
  TÜRKİYE’NİN ÇATIŞMA BÖLGELERİNE YÖNELİK DIŞ POLİTİKASININ ANALİZİ


 MAKALELER
  GÜNDOĞAN YAYINLARI FİYAT LİSTESİ (mart/2018)
  Modern Sosyoloji Kuramları üzerine
  Terör ve Toplum”un yazarı Prof. Dr. Zafer Cirhinlioğlu ile söyleşi;
  Din, Demokrasi ve İlim
  Ordu, felsefe ve Milliyetçilik
  Türk İstanbul 1
  Kızıl - Elma'nın Çürüyüşü


 FIRSAT REYONU
REYONDAKİ FIRSAT ÜRÜNLERİNİ GÖRMEK, İNDİRİM VE TAKSİT SEÇENEKLERİNDEN FAYDALANMAK İÇİN TIKLAYIN.
E-Posta Üyeliği

Adı Soyadı

E-Posta Adresiniz



 

İyinin ve Kötünün Ötesinde
Diyelim ki hakikat bir dişidir-, tüm felsefeciler dogmacı oldukları sürece, dişileri anlamada güdük kalmıyorlar mı? Yoksa, şimdiye dek, hakikate, ürkütücü bir ağırbaşlılık, yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları koşuşturmalarla yaklaşma alışkanlıkları, bir yosmayı elde etmek için uygunsuz, beceriksiz bir yol değil mi? Öyleyse, nedir bu temelsiz kuşku? Kesinlikle vermez kendini o: - - Bugün her çeşit dogmacı, acıyla, yüreğini burkulmuş, boynu bükük dikilip durmakta! eğer durma denirse buna. Artık yıkıldığını söyleyen iğneleyiciler de var, - - tüm dogmacılar yığılmış yere, kalkamıyormuş, dahası, son nefesini vermekteymiş. Ciddi konuşalım hadi, umut için iyi dayanaklarımız var, felsefedeki tüm dogmalaştırmalar, kendilerini son, en son oldukları gibi, onca ağırbaşlı onca kutsal, bir hava yaratsa da, soylu bir çocukluk ve toyluktan öte birşey değil; belki zamanı da geldi iyice, o koşul tanımaz felsefeciler binasına temel taşını koyabilmek için neyin yeterli olduğu tekrar kavranacak; dogmacıların şimdiye yaptıklarıysa - - halk arasında yaygın bazı körinançlar, artık anımsayamadığımız bir zamandan kalan (ruh, körinancı gibi, örneğin bugünlerde bile başımızın etini yemeği sürdüren, özne ve ben körinancı, bazı sözcük oyunları belki, gramer ayartmaları ya da çok dar, çok kişisel, çok insani ama tümüyle insani olgulardan kalkan atak genellemeler. Dogmacıların felsefesi, umalım ki, yalnızca şu bin yılın bir umudu olarak kalsın, tıpkı daha önceki çağlarda astrolojinin durumu gibi; onun da uğruna, şimdiye dek gerçek bir bilime harcanandan belki daha çok emek, para harcanmış, nice ince buluşlarla göz nuru dökülmüştü: - Asya ve Mısır'daki büyük mimarî stilleri ona ve onun "yeryüzü ötesi" savlarına borçluyuz. Öyle görünüyor ki, bütün büyük şeyler sonsuz talepleriyle kendilerini insanlığın yüreğine yazdırabilmek için dünyanın üzerinde devasa büyüklükleriyle, korku salıcı ucube anıtlar olarak dolaşmalı önce: İşte bu ucube anıtlar dogmacı felsefeydi, örneğin Asyadaki Vedangalar öğretisi, Avrupa'daki Platonculuk. Yine de teşekkürü esirgemeyelim ondan; kesinlikle kabul etmeliyiz, gelmiş geçmiş hataların en kötüsü, en uzun süreli yıpratıcı olanı, en tehlkelisi dogmacı hatadır, yani, Platon'un saf ruhu ve kendi başına iyiyi buluşu. Ama şimdi, o ortadan kaldırılıp, Avrupa bu kabustan sonra yeniden nefes aldığında, en azından sağlıklı bir uykunun keyfini çıkarmaya durduğunda, görevi uyanıklığın kendisi olan bizler, bu hatayla ola kavgamızın büyütüp beslediği tüm gücümüzü devralmış oluyoruz. Doğrusu, Platon'un yaptığı gibi ruhtan ve iyiden söz etmek, hakikati başaşağı çevirip, onun kafa üstü tutmak ve bütün yaşamanın temel koşulu olan gerçek görünüşünün kendisini yadsımak demek oluyor; evet, bir doktor gibi soralım şimdi; "Geçmişin en sevgili ürününün başına bu bela hastalık nasıl geldi, ya Platon?" Yoksa şu kötü Sokrates mi çarkına okudu onun? Gerçekten Sokrates gençliği kötü yola iten biri miydi? Haketti mi baldıranı? - Ama Platon'a karşı savaş, ya da 'halk' için daha basit söylersek, bin yıllık Hıristiyan - kilise baskısına karşı savaş - çünkü Hıristiyanlık 'halk'ın Platonculuğudur - Avrupa'da, yeryüzünde daha önce eşi görülmemiş bir ruh gerginliği yaratmış bulunuyor: Yay o denli gergin ki, kişi çok uzaklara atabilir okunu. Kuşkusuz. Avrupalı bu gerginliği tehlikeli bir acil durum olarak duyumsuyor; yayı gevşetecek iki büyük çaba şimdiden gerçekleştirildi; bir kez Cizvitlerce, ikincisi demokratik aydınlanmayla ikincisi basın özgürlüğünün yardımı ve gazete okumayla öyle bir duruma geldi ki, artık tin, bunu kolay kolay tehlikeli bir acil durum olarak duyumsamıyor! (Almanlar barutu buldular. - Vebali onların boynuna! ama sonucu dengelemek için basını icad ettiler.) Oysa biz ne Cizvit ne demokrat ne de yeterince Alman olmayanlar, biz iyi Avrupalılar, özgür, çok özgür ruhlar - bizler hala tinin* bütün tehlikeli durumunu yaşıyoruz, yayındaki tüm gerginliği! Ve belki oku da, yani görevi, kimbilir? hedefi de...

Sils-Maria, Yukarı Enganden


 Yazarı : Friedrich Nietzsche 0
 Kitap Kodu : FD_013
 Barkod : 0
 ISBN : 0
 Fiyatı : 13 YTL.
 SİPARİŞ VER
 

GERİ DÖN




Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim Copyright
Ana Sayfa          Yazarlar          Sipariş ver          İletişim
Copyright © 2006 webofisi.com All rights reserved.